Sizin hikayenizi yılanlar okur fermanlardan,
Kaderiniz belirlenmiştir o vulvadan çıktığınızdan bu yana,
Bir bağlama okur ömrünüzü kabasakalın parmak uçlarında.
Gidersiniz, gelirler. Gelirsiniz, giderler.
Sonu gelmez kavuşamayışların,
Terli köpeklerin çıkamadığı dikmen yokuşlarında,
Sizin için evler vardır terkedilmiş.
Yolunuz vardır sonu belli,
Siz bilmezsiniz vaktini,
Tanrınız çoktan imzalamıştır,
Acınızın akdini.
Nereden bilecektiniz ki,
Neyin nasıl olduğunu size,
Olmamışlığınızın acısını kader bildiniz,
Sevdiniz onu niçe'den habersiz bin yıllar boyu.
Çelik kapılara kulak dayadınız sabahı beş edenlerle,
Aynı hava boşluğuna örülen tuğlalar içinde,
Binbir farklı hayatlar yaşadınız da değdiniz mi birbirinize?
Belki kapılar kapanmasın deyü,
Boynunuz yerine kapılara bağladınız deri kemerleri,
Tutturdunuz hemen arkasındaki askılığa asmışken zihninizi bir otel odasında.
Siz kendinize dahi denk gelmediğinizden bilmezsiniz,
Bilmezsiniz tadını gece uykusunun,
Sabah kuşlarını yalnız onları beklerseniz duydunuz,
Beklemediğiniz vakitte uyudunuz da,
Uyandığınız an hep pişmanlık duydunuz.
Siz bilseydiniz ne doğru ne yanlış,
Yine aynı şeyi yapardınız.
Bu sizin kaderinizdi.
Kabullenmek zor geldi, yıllar geçti kırk oldu, kırıklarla doldu.
Şimdi vakit geç oldu.
Kendine daha fazla eziyet et.
Dönülecek sapaklar sapa sardı.
Doğru yolun kulakları karlar altında kaldı.
Yorumlar
Yorum Gönder